Translate / Übersetzen / Traducir / 翻译

Yaradılış, Tanrı ve Dinler Hakkında Kısa Kısa ...

Biz Türklerin İslamiyet öncesi, Yaradanı göklerde ve ötesinde arayan ve kabul eden Gök Tanrı (Kök Tengri) inancında; evrendeki canlı cansız her şeyin bir canı, enerjisi olduğuna ve birbirlerini büyük bir uyum içinde tamamladıklarına inanmak bilimsel olarak da doğrudur diye düşünüyorum.

Büyük patlamadan bugüne 13 küsur milyar yıldır atom altı bir tekilliğin parçalanmasından oluşan evrendeki her şeyin atomlardan oluştuğunu, atomun da içindeki proton (+), netron (0) ve elektronları (-) ile safi enerji olduğunu biliyoruz.

Termodinamiğin kanunlarında olduğu gibi bilim yine kanıtlamıştır ki enerji hiçbir zaman yok olmaz, durağanlaşır (potansiyel) ama gerekirse form değiştirerek tekrar harekete geçer (kinetik).

Öyle ise atomlardan yani enerjiden oluşan, ya da enerjinin ta kendisi diyebileceğimiz, evrendeki görünen görünmeyen, canlı cansız tüm varlıklar hiç bir zaman yok olmazlar. Enerjileri yani atomları her daim vardır, var olacaktır, sonsuza dek. 

Vücut, yani fiziksel olarak yok olabilirler, olurlar da, canlıların ölümü, cansızların form değiştirmesi gibi, lakin atomları başka formlarda hayat bulur. Bu enerji devinimi evrenin ilk anından beri hep vardı ve sonsuza dek sürecektir.

Tanrı denilen bir şey var ise o da evrenin oluşumundaki ilk andaki tekilliktir. Her şey ama her şey ondan var olmuştur; ilk atom olan hidrojenden diğer atom, element ve moleküllerin ve canlı cansız, görünen görünmeyen varlıkların oluşması gibi.

Öyle ise, Hallacı Mansur'un "Ene'l-Hak", Yunus Emre'nin "Bir Ben vardır Bende Benden İçeri" ve daha nicelerinin dediği gibi ve İbn Arabi'nin varlığın birliğini ifade eden Vahdet-i Vücud felsefesinin belirttiği üzere; O Yaradan, evrendeki her şeydedir, her şey Ondadır. 

İnsanlık bu öğretiyi benimsese idi; doğaya, diğer canlılara, cansızlara ve en önemlisi hemtürüne yani insana zarar vermez, cinayetler, savaşlar, vb. olmazdı veya çok daha az olur, dünya daha yaşanabilir huzurlu bir yer olurdu diye düşünüyorum.

Dinlere ve kutsal kitaplara gelince; insanları kontrol etmek ve üzerlerinde hükümlerini sağlamak ve kalıcı hale getirmek için (muhtemelen iyi bir amaçla) insanların inanma isteğinden yararlanarak oluşturulmuş, ödül ve cezaya dayalı kurallardır. Bu açıdan bakıldığında devlet ve kanunlarından farkı yoktur. 

İnsanlığın tarihinde toplu yaşamın oluşmasından başlayarak oba/kabile liderlerinden kağanlara, imparator ve krallara hemen her lider hükmünü sağlamlaştırmak ve kendisine koşulsuz, itirazsız itaat edilmesi için kendisini tanrının yeryüzündeki elçisi olarak lanse etmemiş midir?

İbrani/Semavi dinlere ve kitaplarına gelince; Babil'e sürülen Yahudi rahiplerin çivi yazılı tabletlerle de çözümlenmiş olan Sümer efsanelerine dayalıdırlar. Yaradılış ve tufan efsaneleri aynen 6 bin yıl önceki Sümer tabletlerinde vardır. Örneğin, Gılgameş destanındaki Gılgameş ve yendiği dev canavar Humbaba, Tevrat ve İncil'de Davut ve Calut (Goliath) olarak yer bulmuştur.

Konu derin, daha fazla uzatmayayım. Daha sonra derinlemesine analiz ve sentez yaparız ama özet olarak şöyle bağlayabilirim:

• Evrendeki her şey atom altı bir tekillikten ve atomlardan oluşmuş safi enerjidir.

• Enerji hiçbir zaman yok olmaz, durağanlaşır, form değiştirir ve tekrar tekamül eder. Öyle ise hiçbir canlı ve cansız varlık, daha doğrusu onu oluşturan atomları, enerjisi yok olmaz.

• Evrendeki her şey benzerlikler ve zıtlıklar çerçevesinde oluşmasına ve var olmasına rağmen büyük bir ahenk içinde birbirini tamamlar ve dengeler.

• Dinler ve kutsal kitaplar insan (peygamber ve azizleri, takipçileri) ürünüdür.

• Cennet de, cehennem de bu dünyadadır...

Sağlıcakla, akıl, bilim ve doğa ile, huzurla... 🤗

Sadık Baydere
Giresun, 28.07.2022

~©~

Yorum Gönder

0 Yorumlar