Translate / Übersetzen / Traducir / 翻译

Carl Sagan - KOZMOS: Evrenin ve Yaşamın Sırları ...





Yirminci yüzyılın en parlak bilim insanlarından biri olan Carl Sagan'ın (1934-1996) insan aklını coşturan bu harika eserini heyecan ve beğeni ile okudum. Ruhu kıvansın, huzur bulsun...

Yaşı ve büyüklüğü halen daha tam olarak belirlenememiş, insan aklını zorlayıcı azametteki evrenin/evrenlerin içindeki sayısız galaksilerin içindeki sayısız yıldız/güneş sistemlerinden birinin gezegeni olan küçücük mavi küremizin içinde mini minnacık bir yer tutan, Sagan'ın dediği gibi harcında yıldız tozları bulunan, gökyüzünün ve yeryüzünün çocukları olan biz insan genomunun akıl almaz ve kontrol edilemez kibiri ve hırsının, kozmik okyanusun kıyısındaki bir kum taneciği olan bu biricik güzel dünyayı tükettiğini ve yok oluşa götürdüğünü göremiyoruz maalesef. Akıl ve bilimi dışlayan bir akıl tutulmasına esir olmuş gidiyoruz.

Hangi aklı başında akıllı varlık, bir taraftan uzaya araçlar göndererek kozmik sırları keşfetmeye çalışırken, diğer taraftan 4.6 milyar yıllık evriminde belirli bir uygarlığa ulaşmış biricik dünyası ile birlikte kendini ve genomunu mahvetme hedefi güdebilir? İnsan tabii ki !.. 

Yine Sagan'ın vurguladığı gibi, Nükleer rehinler olarak esir alınmış bizler, - ki buna ben Sanal Zekayı da (AI) ekleyeceğim - varlığımızı sürdürmede karar veren olamazsak, kim olabilir? Varlığımızı sürdürme yükümlülüğümüz ise yalnız kendimize karşı değil, aynı zamanda yaşam kaynağımız olan o eski ve engin Kozmos'a da karşıdır.

Hayatta kalmamız için akıl ve bilimin ışığında, alışılagelmiş kalıpların dikte ettiği sosyal, politik, ekonomik ve dinsel fikirlere cesaretle karşı koyabilmeli, daha iyi işleyen sistemler oluşturabilmeliyiz. Bilimsel ve etik gelenek ve değerlerimize uygun olarak bize düşen görev budur...

Sagan'ın, Voyager uzay aracının 14 Şubat 1990'da 6 milyar km öteden çektiği, dünyanın küçük soluk bir mavi nokta olarak gözüktüğü fotoğraf üzerine söylediği şu sözlere katılmamak ve düşünmemek elde mi?

Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. Eğer bu resme dikkatlice bakarsanız orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. Bu nokta bizim evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun içinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji, ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, her umut dolu çocuk, her mucit, her kâşif, her ahlak hocası, yozlaşmış her politikacı, her şöhret yıldızı, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinin içinde.

Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün... Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün... Anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar da yoğun !..

Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.

Dünya, şu ana kadar yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. En azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. Evet, ziyaret ediyoruz. Ama henüz yerleşemiyoruz. Beğensek de beğenmesek de, Dünya şu an için yaşadığımız yegane yer. Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibirinin akıl dışılığını, küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.

Carl Sagan (1934-1996)

~©~

Yorum Gönder

0 Yorumlar